Archive for Aralık, 2009

İstenmeyen Hediyeler = İsraf

 

Yılbaşı, Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, Bayramlar, doğum günleri derken Amerikalılar kadar olmasa da bizler de yığınla hediye alıp vermeye başladık. Üstelik de aile ve yakın arkadaşlarla yetinmeyip, iş arkadaşları, hizmetliler, çocuğun öğretmeni, servis şoförü derken hediyelere oldukça ciddi paralar ayıran insanlar var. O kadar çok insana hediye almaya kalkınca zaten hediye anlamını kaybediyor. İnsan yeteri kadar kafa yorup, gerçekten işe yarar bir hediye bulmaya vakit de, para da ayıramıyor.

Mumlar, sabunlar, kupalar, bardaklar, biblolar, resim çerçeveleri , Borcamlar ve daha neler neler…  Çoğunlukla da lüzumsuz ıvır zıvır. Bu tür hediyeler aldığınızda ne yaparsınız? İstemediğiniz hediyeleri başkalarına hediye etmek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Ben genelde istemediğim hediyeleri eğer değiştirme kartı varsa, değiştirip işime yarayacak bir şeyler almaya çalışırım, değiştirme kartı yoksa da bir yerlere tıkıştırırım. Nedense istemediğim şeyleri başkasına hediye etmek bana zor gelir. Birisine bir hediye vereceksem, o hediyenin hem işe yarar olmasına hem de beni temsil etmesine özen gösteririm.

Maalesef bu sağa sola tıkıştırdığım hediyeler artık gereksiz yer kaplamaya ve sıkıntı yaratmaya başladı. Tüm bu ıvır zıvırları bir kutuya koyup, apartmanda herkesin gelip geçtiği bir köşeye bıraksam mı diye düşünüyorum.

Ne kadar çok para ziyan ediliyor, ne kadar çok israf var, yazık ki ne yazık! Oysa birisini mutlu edip keyfini yerine getirmenin en kolay yöntemlerinden biri o kişiye vakit ayırmak ya da hoşuna gidecek bir şeyler yapmaktır. “Seni özledim, sesini duyayım dedim” diyerek bir telefon açmak, birlikte bir kahve içmek… Bunlar beni hediyelerden çok daha fazla memnun eder.

İstenmeyen hediyeleri başkalarına hediye etmekte sorun görmeyenlere de tavsiyem mutlaka kutuların içine dikkatle bakmaları. Başkası için yazılmış bir kart pakette kalırsa çok mahçup olursunuz. Ayrıca açılmış bir paket kolayca anlaşılır. Hediyeyi kendiniz tekrar paketleyin. Nasılsa hediyeye para vermediniz, ucuzken alıp stokladığınız paket kağıtlarını kullanabilirsiniz.

Bu yazı www.tutumluyuz.com blogu için http://begenmezsenokuma.blogspot.com blogu yazarı T’Pol tarafından yazılmıştır.

Toplam Okunma Sayısı 0, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi

Post to Twitter Tweet This Post

Alacaklı banka ise her zaman haklıdır(!)

Bir çok tüketici ev ya da araba almak amacı ile bankadan kredi almaya ihtiyaç duymaktadır.Bununla ilgili bankaya müracaat etmekte bir dizi prosedürden ve şartlarının %100’ü banka lehine olan bir sözleşmeyi imzaladıktan/imzalamak zorunda kaldıktan sonra (ev kredisi ile) evi ya da arabayı  almaktadır.

Banka; imzalattığı kredi sözleşmesine şöyle bir ibare monte ederek iplerin her an kendisinde olmasını sağlamaktadır;  ”Kredi sağlayan bankamız sözleşmeye konu krediyi limit içinde tamamen veya kısmen kullandırıp kullandırmama, şartlarını tespit , kısmen ve ya tamamen iptal etme,  kredi limitini azaltma ve ya kredinin tamamını  her an durdurma yetkisine kayıtsız şartsız  sahiptir”, Evet imzaladığımız hemen hemen tüm banka sözleşmelerinde bunun gibi ya da bununla aynı hukuki tehlikeyi doğuracak bir sürü;  kıvırtmaya,dönekliğe zemin hazırlayan, sözleşmelerde “pacta sunt servanda/ahde vefa/söze sadakat ” ilkesini ortadan kaldıran ya da sulandıran hükümler bulunmaktadır.

Yani bu hüküm(ler) kısaca şu demektir;banka isterse istediği anda size verdiği krediyi daha borcun vadesi bile gelmeden, sizin planlarınızı,  hayallerinizi düşünmeden sizin ödeme için hazırlıklarınızı dikkate almadan  sizden derhal geri isteyebilir yani döneklik yapabilir(bir gece ansızın gelebiliriz şarkısının anlatmaya çalıştığı durum gibi ).

Oysa bu ve buna benzer ibareler açıkça tüketici aleyhinedir(haksız şarttır), döneklik vesilesi ibareler tüm dünyada genel kabul görmüş hukuk ilkesi olan “ahde vefa ilkesi”ne aykırı olduğu gibi ayrıca Anayasanın 48.maddesine,Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartların İptaline dair ilgili tarihli yönetmeliğe, sözleşmelerin nasıl feshedileceğini/ortadan kaldırılacağını düzenleyen Borçlar Kanunu madde 96 ila 108.maddeleri  arasındaki hükümlere ve ayrıca Türk Ticaret Kanunu m.20/3 e açıkça aykırıdır.

KERAMİ ÖZDEMİR

Toplam Okunma Sayısı 0, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi

Post to Twitter Tweet This Post

Kooperatifçilik Sabıkamız

Kooperatifler; dayanışma ve ortak hareket etme düşüncesinden hareketle üyelerinin ekonomik ve mesleki ihtiyaçlarını daha az emek, işgücü ve masrafla karşılamak için türetilmiş tüzel kişilerdir. Temel amacı nakit, işgücü ve fikir birliği yaparak ekonomik ve mesleki ihtiyaçları karşılamaktadır.

Her ne kadar kar amacı olmadığı söylense de aslında kooperatifçiliğin de özünde karlılık yatar. Buradaki karlılık faaliyet sahasına giren konularda kooperatifin kendi üyelerine; üye olmayanlara göre daha cazip/karlı imkanlar tanımasıdır. misalen; konut yapı kooperatiflerinde kural olarak maddi ve fikri işbirliği sebebi ile piyasa şartlarından daha cazip şartlarda konut sahibi olunabilmektedir. Tüketim kooperatiflerinde de üyelere yönelik bazı muafiyet ve caziplikler bulunmaktadır.

Kooperatifçiliğin temel amacı yukarıda belirttiğimiz gibi olmakla birlikte ülkemizin kooperatifçilik sabıkasının çok iyi olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir çok kooperatif yanlış idare sebebi ile borç batağındadır, bırakınız üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamayı üyelerinden aldığı bazı paraları ödemekten acizdir, bir kısmı yolsuzluklar ve zimmete geçirilen paralar nedeni ile sürekli olarak müfettiş incelemesindedir, bazılarının yönetimini ele geçiren bazı şahıslar buralarda adeta çeteleşmek sureti ile kooperatifin demokratik yapısını yozlaştırmış ve kooperatifi bir kazanç kapısı ve sömürü vasıtası haline getirmişlerdir, bir kısmı da tüzük ve kanundaki gerekli şartları yerine getirmedikleri ya da bir kısım şartları yitirdikleri için kapatılmaları için mahkemelerde sürünmektedir, bazılarının mal varlıkları açıkgöz bazı insanların elindedir ve şahsi mal gibi elinde olan şahısları zenginleştirmektedir(ülkemiz tüketicileri için vazgeçilmez olması gereken kooperatifçilik;  kendisini kurtarmaktan aciz olduğundan tabidir ki tüketicilere de  bir katkısı yoktur).

Sizlerin de yukarıda anlattıklarım şartları taşıyan en azından bir tane kooperatif tanımışlığınız vardır. Ülkemizde başarısız olan kooperatifçilik gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğunun  gelişip kalkınmasına vesile olmuştur.Örneğin Avrupa ülkeleri ve özellikle İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya gibi İskandinav ülkeleri kooperatifçiliğin parlayan yıldızlarıdır.Bu ülkelerde kooperatifçilik sürekli bir gelişim halinde olduğu gibi ülkelerin kendileri de gelişim halindedir.

Toplam Okunma Sayısı 0, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi

Post to Twitter Tweet This Post

Toplu sms gönderme; zamandan, paradan ve emekten tasarruf ettirebilir

Bayram ve kandil günlerinde onlarca hatta yüzlerce tanıdığınıza tebrik sms’i göndermek ya da düğün gibi önemli günlerinizde davet göndermek bazı insanlar için gerektiğinden fazla zaman ve para kaybına sebep olmaktadır. Oysa internet üzerinden çalışan toplu sms sistemleri ile bu tip mesajlar fazla yorulmadan ve aynı anda kolayca gönderilebilmektedir(örneğin: http://www.websms.com.tr). Ayrıca sms göndereceğiniz kişilerle ilgili sisteme kayıtlı bir telefon defteri oluşturabilme ve ileri tarihli mesaj gönderebilme özellikleri de bu sistemlerde mevcut.Üstelik bir hayli de ekonomik.    KERAMİ ÖZDEMİR

Toplam Okunma Sayısı 3, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi 18 December 2009

Post to Twitter Tweet This Post

Hukuk; sabır, soğukkanlılık ve zaman ister

   2005 yılı eylül ayında kendime şöyle kruzer tarzı bir motorsiklet almaya karar verdim. Türkiye’de faaliyet gösteren bir firmanın 250cc çift silindirli kruzer tarzı bir motorsikleti piyasaya sürdüğünü öğrendim.Bana en yakın bayie gidip motorsikleti inceledim görüntüsü fena değildi yani en azından aynı firmanın daha önce kötü bir malını görmediğimden bir an için inandım ve güvendim.Satıcı “ağabey ön çamurlukta bir çizik var ben onu garantiden getirteceğim ” dedi. Bunun üzerine neticeten tam 5.500,00TL parayı ödedim ve motoru aldım.

 Rodajını tamamlaması için standartlara uygun şekilde kullanmaya başladım,daha bir haftalıkken kilometre ve benzin göstergelerinin yağmur suyu aldığını gördüm, neş’em kaçtı servisine gidip tutanak tutturdum, gene rodajını tamamlaması için kullanmaya devam ettim 18. günde motorda bir teklemedir başladı durunca çalışmaz, çalışınca durur oldu(bu arada satıcının söz verdiği çamurluk gelmedi,su alan parça değişti ama yeni takılanın da su aldığı tesbit edildi) servis bir iki gün uğraştı çözemedi en sonunda ağabey bu motor bir iki gün bende kalsın iyice bir  inceleyeyim dedi.

 İki gün sonra aradı ve ağabey  motor krank sistemini dağıtmış dedi. Bu kısaca  şu demek motor patlamış! Ne yapacağız diye satıcıya gittim.Onun çözüm önerisi; yeni parça getirtilip rektifiye yaptırılacakmış parçaların parasını da ben verecekmişim!  Adama öyle bir öfkelendim ki hukuk erbabı olduğumu hatırladım.Hemen mahalli mahkemeden motordaki arızanın kullanıcı hatası mı yoksa üretim hatası mı olduğuna dair delil tesbiti yaptırdım.

 Neticede problemin üretim hatasından kaynaklandığını ve motorsikletin  Çin/Kızıl Çin/Çin Halk Cumhuriyeti yani nam-ı diğer PRC malı olduğunu tesbit raporu ile öğrendim, rapor elime geçer geçmez en yakın noterden satıcıya ve  malı üreten/ithal firmaya aynı anda ihtar çektim; süre vererek 4077sayılı kanun gereği maldaki hatanın esaslı ayıp/hata olduğunu, bundan ötürü malın ayıpsız yenisi ile değiştirmelerini aksi halde ödediğim parayı faiz ve masrafları ile  iade etmelerini istedim.

Firma ve satıcı ihtar üzerine benim de uygun görmem sebebiyle  motorsikletin çatısı üzerindeki patlak motoru ücretsiz olarak söktürdü, fabrikasındaki üretim bandında patlayan motor ile aynı motor numarasını taşıyan yeni bir motoru ki fatura değeri sanırım 3.500,00TL idi getirtip(bu para ve montaj masrafları onlardan gitti) taktı,  tekrar kullanmaya başladım.

 Bir yıl daha kullanmaya boğuştum bu süre zarfında yaklaşık 8 defa elektrik sistemi hatası, 4 defa kilometre göstergesi, bir defa fren sistemi hatası verdi burada sayamadığım başka başka arızalar da yaptı yani bizim Çinli tel tel döküldü. Bunun üzerine daha fazla dayanamayıp her bir arızanın  tutanakları da elimde olduğundan notere tekrar  uğrayıp 4077sayılı Tüketici Kanununun ilgili maddeleri gereği satış sözleşmesini feshedip paramı ödeme gününden itibaren faizi ile birlikte satıcı ve üretici firmadan süre vererek istedim.

Dik başlılık edip süresinde motoru teslim alıp, paramı vermedikleri için hemen tüketici mahkemesine dava açtım, satıcıyı akıllandırmak için kendim aynı meslekten olduğum   halde bir de avukat tuttum, davanın devamı sırasında  motorsikletin iflah olmayacak bir Çinli olduğunu Ankara Üniversitesinden bilirkişiler de raporlarında belirtince;  satıcı anapara, faiz, tüm masraflar, vekalet ücreti, yeddiemin ücreti toplamı olarak yaklaşık 12.000,00TL ye mahkum edildi.

Hülasaten fitil fitil burnundan geldi firmave  satıcının. Motorsikletin seri üretim hatalı olduğunu Sanayi ve Ticaret Bakanlığına şikayetle bildirince bizim firma sessiz sedasız aynı yıl motorsikletin satışını ve üretimini de durdurdu. Sonuç olarak hukuk sabır ister,soğukkanlıdır,  yavaştır ama dişlerinin arasına aldığı “haksızı”  muhakkak öğüterek çıkartır. KERAMİ ÖZDEMİR

Toplam Okunma Sayısı 4, Bugün Toplam Okunma Sayısı 2, Son Okunma Tarihi 15 December 2009

Post to Twitter Tweet This Post

İhtar veya ihbarlarınızı daima noter vasıtası ile yapınız

iGerek tüketici hukuku gerekse sair hukuki konularda muhatabınıza göndereceğiniz ihtar mahiyetindeki isteklerinizi daima Noterlerden göndermeye özen gösteriniz.

  • Noterlerden gönderilen ihtarların ikna etme ve delil olma özelliği diğer yollardan (mesela iadeli taahhütlü mektuplardan)daha kesin ve keskindir.
  • bir kere evrakın Noterlik gibi bir merciden gönderilmesi hukuki muhatabınızı daha çok düşünmeye  sevk etmekte ve işin ciddiliğini arttırmaktadır.
  • noterlikten giden evrakların bir adeti daima noterlikte kaldığından  tarih ve yevmiye numarasını unutmadığınız takdirde yıllar sonra bile bu evraklar rahatlıkla tekrar temin edilip kullanılabilmektedir.
  • evrak üzerinde tarih ve yevmiye numarası olması nedeni ile dava konusu edilen herhangi bir olay için diğerlerine nazaran dikkat çeken bir delil olmaktadır. Eğer ihtarında muhatabınıza yapması ya da yapmaması gereken işi süreli olarak belirtmişseniz  (örneğin;yedi işgünü içerisinde borcunuz olan binTL yi ödemeniz gerekiyor şeklinde )  resmi merciler ile mahkemelerin sonuca ulaşmaları kolaylaşmakta ayrıca özellikle mahkemeler alacak davalarında temerrüt tarihi, borcun vadesi, muhatabın temerrüde düşmesi gibi konuları noterlik evrakındaki süre ya da tarihlerden kolayca tesbit edip sonuca ulaşmaktadır.KERAMİ ÖZDEMİR

Toplam Okunma Sayısı 7, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi 16 December 2009

Post to Twitter Tweet This Post

Tüketici Sözleşmelerindeki haksız Şartların ya da Sözleşmelerin tamamının iptali

sBankaların tüketicilere  imzalattıkları ve şartlarının tamamı banka lehine olan sözleşmelerin tuzaklarla dolu hükümlerinden kurtulmanın bazı yolları vardır.  Şöyle ki ;

  • Eğer kredi almak için bir sözleşme imzalamışsanız ya da bir tanıdığınıza kefil olmuşsanız alınan ya da kefil olunan kredi borcu tamamen ödenmişse nasıl olsa borç bitti! ödemeler düzenli olarak yapıldığı için bu sözleşme bir daha karşıma çıkmaz demeyin.

 

  • Son zamanlarda bazı bankalar   Ali’ye verdikleri kredinin borçlarını, suyunun suyu cinsinden bağlantılar kurarak  Veli’den almak için bu sözleşmeleri kullanmaktadır. Örneğin;  Ali bundan 12 yıl önce  araç satınalabilmesi için Veli’nin tüketici hukuku kapsamındaki sözleşmesine kefil olmuş, Veli tam zamanında bu sözleşmeden doğan borçlarını bankaya tamamen ödemiştir.İlk bakışta Ali’nin Veli’ye kefilliği bitmiştir ancak açıkgöz banka;  Veli ilk sözleşmeden tam 12 yıl sonra aynı bankadan tüketici hukuku kapsamında ev kredisi çekmiş ve ödeyememiş,  ödeyemediği bu borç için 12 yıl önce araç alımı için tanzim edilmiş “tüketici- genel kredi taahhütnamesi ”ndeki hükümlere göre gerçekte hiç taahhüt etmediği halde evin borçlarını Ali’den almaya kalkışmakta, çoğu zaman  hukuki cebir tehdidi ve ihtiyati haciz kararı kullanılarak zorla ve haksız olarak bu paraları tahsil etmektedir.

 

  • Bunlara mahal vermemek için işiniz bittiğinde bankaya uğrayıp sözleşme aslının üzerine “doğurduğu borç bittiği için geçerliği kalmamıştır” anlamına gelen ibare yazdırarak geçersiz hale getirmeyi deneyin. Bankanın bunu reddetmesi halinde(ki umumiyetle reddederler) kendi selametiniz için en yakın notere giderek sözleşmenin tanzimine vesile olan borç bittiği için sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğinizi, bu sözleşmedeki tüm hükümlerin başka ilişkiler için kullanılamayacağını bildirir bir ihtarnameyi bankaya gönderiniz ve bunu asla kaybetmeyiniz. İlk bakışta bu size 50-60Tl kaybettirir ama ekonomik hayatınızı ve sağlığınızı ve ailenizin geleceğini garantiye alır.

 

  • Ya da bu ihtara rağmen bankanın bu sözleşmeyi ya da benzer sözleşmeleri aleyhinize kullanmasından şüpheleniyorsanız ki bu ihtimal kesinlikle her zaman vardır bu sözleşmedeki/sözleşmelerdeki haksız şartların ya da sözleşmenin/sözleşmelerin  tamamının 13/06/2003 tarihli ve 25137 sayılı olarak Resmi Gazete de yayımlanmış Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız  Şartların İptaline Dair Yönetmelik gereği  iptali için il ve ilçe merkezlerindeki Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine müracaat ediniz. Hatta aynı dilekçeye sözleşmeden doğan borçların tamamen ödenmiş olması nedeni ile sözleşmenin ömrünü tamamladığı ancak buna rağmen bankanın sözleşmeyi iptal etmediğini de ekleyiniz ve bu sebepten de sözleşmenin iptalini isteyiniz. Bu hukuki kanaatlerim benzer durumlardan kaynaklanıp  icra  takibine  ve  ya davaya konu olmuş  tüketici sözleşmeleri için de geçerlidir.                

             KERAMİ ÖZDEMİR

Toplam Okunma Sayısı 2, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi 11 December 2009

Post to Twitter Tweet This Post

Kumquat(kamkat ya da minyatür portakal)

kİster iç mekanda ister balkonda,  turunçgil görüntüsünü, kokusunu ve  tadını hayatından hiç eksik etmek istemeyenler için hem bir meyve hem de bir görüntü güzelliği; KUMQUAT(kamkat yada minyatür portakal). Tanışmanızı tavsiye ederim.

Toplam Okunma Sayısı 15, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi 17 December 2009

Post to Twitter Tweet This Post

Hesabınızda 1 lira dahi bırakmayın, bankalar borç çıkarıyor

 
   

Hesap işletim ücreti ile vatandaşı mağdur eden bankalar, kullanılmayan bir kuruşluk hesap için dahi tüketiciye yüklü miktarda borç çıkarıyor. İki yıl önce bankadaki hesabında 1 TL olan bir vatandaş herhangi bir işlem yapmasa dahi cebinden 150 liranın üzerinde para ödeyebiliyor.

Ağustos 2007′de hesabını kapatan bir çalışana 2,5 yıl sonra 168,8 lira fatura gönderildi. Bu yönde çok sayıda şikâyet aldıklarını belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, “Yapılan bir suçtur. Kesinlikle çıkarılan faturayı ödemeyin.” uyarısında bulundu.İş değişikliği sebebiyle bankadaki hesabını kapatmak için başvuruda bulunduğunu aktaran F.A., başından geçenleri şu sözlerle özetliyor: “45 lira borcum olduğunu söylediler. Ben de gidip yatırdım ve bana hesabımı kapattıklarını ilettiler. Aradan iki yıl beş ay geçti ve bana 168,8 TL borcum olduğunu aktardılar. Bankaya gittiğimde ise hesabımı kapatmamı istememe rağmen 1 TL borcum kaldığını öğrendim. Kalan miktarı iki yıldır bana söyleyemeyen banka borç miktarı artınca beni aradı. Oysa telefon numaram iki yıldır aynı.”

Son günlerde bu yönde çok sayıda şikâyet aldıklarını belirten Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya ise vatandaşı hesabını kapatırken 1 kuruş dahi kalıp kalmadığına dikkat etmesi yönünde uyarıyor. Bankaların bu tutumunun yanlış olduğuna dikkat çeken Kaya, “Yapılan bir suçtur. Kesinlikle çıkarılan faturayı ödemeyin.” uyarısında bulunuyor. Yıllık hesap işletim ücretinde bankalar farklı tarife uyguluyor. Ortalama rakam ise 40-50 TL civarında değişiyor. On yıla kadar çalıştırılmayan hesaplar Merkez Bankası’na devrediliyor. Eylül 2008′den itibaren reel sektöre kredi musluklarını kısan bankalar son dönemde rotayı bireysel kredilere çevirdi. Tüketiciler Birliği Başkanı Kaya’nın verdiği bilgilere göre bankalar kredi aidatından 1,2 milyar lira, hesap işletim ücretinden 1,5 milyar TL kâr elde etti.

Hesap işletim ücretinin üç, altı ay veya bir yıllık periyotlarda alındığını dile getiren Tüketiciler Birliği Başkanı Kaya, son iki yıldır bankaların bu kalemi yeni gelir kapısı olarak gördüğüne dikkat çekiyor. Bir kuruşluk hesap için iki yıl içerisinde 100 TL’ye kadar borç çıkarılabildiği uyarısında bulunuyor. Yapılanların vatandaşı zor durumda bıraktığını dile getiren Kaya, “Tüketiciye bilgi verilmeden sözleşmeye konulsa dahi para alınamaz. Bu parayı almak suçtur. Tüketici bu bedeli ödemek zorunda değil. Bankaya gidip itirazda bulunmalı.” tavsiyesini yapıyor. ZAMAN

Ercan Baysal
02 Aralık 2009, Çarşamba

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=922212&title=hesabinizda-1-lira-dahi-birakmayin-bankalar-borc-cikariyor

Toplam Okunma Sayısı 7, Bugün Toplam Okunma Sayısı 0, Son Okunma Tarihi 12 December 2009

Post to Twitter Tweet This Post

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes